
| 2000’ler: Yeniliği Aramanın Farkındalığı Bu sayımızda 2000’li yıllarda şiir yazan şair arkadaşlarımızla söyleşilerimizi sürdürdük. Ayrıca bir de 2000’lerde yazılan şiire dair ne(ler) düşünüldüğünü anlamak adına bir dosya hazırladık. Bu dosyada ’90 ve öncesindeki kuşaklardan pek çok şairimize sorular yönelttik. Bizi kırmadılar ve görüşlerini bizimle paylaştılar. Bu kapsamlı dosya, şair arkadaşımız Faris Kuseyri’nin dikkat ve özverisiyle kotarıldı. Bu soruşturmadan çıkarılabilecek pek çok sonuç var. Mesela özellikle, hadi zarlar atılsın, boncuk gibi isimler sıralansın, yeni hâleler oluşsun istemedik. Aksine sorulardan bir sonuca gidelim ve bu da bugün yazılan şiirin hangi yolda olduğunu anlamamıza, analiz etmemize yardımcı olsun istedik. |
Bugün yazılan şiirin şairlerini farklı kılan ve bir ‘kuşak’ çizgisinde tutan, onların belli bir tarih aralığında doğmuş olmaları değil; kendinden önce yazılan şiirden içerik ve biçim olarak ayrı bir yerde durmaları kadar yeniliğe, farklılığa açık olmaları ve şiiri bu yenilik arayışıyla inşa etmeleri. ‘Yeni/lik’ten ne anladığımız tartışılır; fakat ‘ne olmadığı’ konusunda Ahmet Oktay’ın 1957’de yayımladığı bir yazının şu bölümü bize bir fikir verebilir diye düşünüyorum: “Sentaksı bozmak, cümle yapısını tanınmaz hâle getirmek, salt akıl dışı organizasyonlardan faydalanmak suretiyle ortak bir şiir dili kurulacağına inanmıyorum.” (Pazar Postası, 24 Şubat, 1957). Yine soruşturmadan çıkan bir diğer önemli sonuç; bu kuşağın sadece bir anlayışı kutsayan değil de nesnelliği göz ardı etmeyen bir eleştirmene ihtiyacının olduğu ve bunun yoksunluğunun her geçen gün daha fazla hissedildiğidir. Ayrıca bu süreçte şair kadınların nicel ve nitel olarak artış içinde olmaları, şiirimize farklı duyarlıkların taşınması adına sevindirici ve önemli. “2000’ler Şiiri” herkes tarafından aynı şey anlaşılması gerekiyor mu? Anlaşılıyor mu peki? Yazdığımız şiiri çağdaşlarınızın yazdıklarıyla aynılaştıran ya da farklı kılan nedir? Önceki kuşaklar, neredeyse aynı duyarlığı, aynı durumu ele alıp özel tarihlerinden hareketle şiirini kuruyordu. Her ne kadar arada ayrıksı sesler çıksa da bir büyük ses vardı ve onun çevresindeydi hemen herkes. Bu bağlamda II. Yeni için aynı şeyler söylense de birbirlerine benzemezlikleri dışında benzerlikleri yoktu ve içinde bulundukları dönemin yeni şiirini yazıyorlardı. Bugün bizi oraya yakın tutan da bu benzememek durumu olmasın? Bir anlayış ya da yönsemeye bir kuşağın şiirini toptan bağlamak ve sadece şiirlerini oradan tanımlamak eksik ve yanlış okumalara yol açıyor. Özellikle bugün için. Bu yanlışlık bizi yeniliğin fetişizmine kadar götürüyor. Geçmişi bilmeden yeninin inşasının mümkün olamayacağının farkındayız. Kaldı ki geçmiş, unutmak için olduğu kadar bilmek ve aramızdaki tanımsız bağ için de gereklidir. Bu farkındalık olmadığında sağlamlıktan yoksun bir yapının ötesine gidilemeyeceğini görmemek mümkün değil. Şiir mirasımızı öğrenmeden, şiirini kuracak bir üslûba yolcu olmadan; neyi denediğinizi anlayabilir misiniz? Üstelik hepimiz, durmadan dil tarafından deneniyorken? Eskide kalanın yeniliğin tartısına vurulduğu, ilk defa deneniyormuş gibi sunulduğu bir ortamda, belki de her şeyden önce zihinleri tazelemek gerekiyor. Neruda, 1968 tarihli “Bir Soruya Yanıt” adlı denemesine şöyle başlar: “Şiir 2000’li yıllarda nereye varmış olacak diye bir soru yöneltebilirsiniz. Bu çok kapsamlı bir sorudur. Eğer bu soruya karanlık bir sokakta rastlasaydım, korkudan ödüm patlardı.” Adorno “Auschwitz’ten sonra şiir yazmak barbarlıktır” diyordu. Sivas katliamı sonrasında Hayati Baki ve arkadaşları “Sivas’tan sonra şiir barbarlıktır” dedi. ‘Bu sözün sözler içinde’ ne kadar kıymetli olduğunu İsmet Özel, son dönemdeki ‘çıkışıyla’ tarihsel, siyasal ve insani hiçbir karşılığı olmayan sözleriyle bir kez daha teyit etti. Neruda’nın yukarıdaki sözleri söylediği tarihlerde güçlü bir soluk olarak Türk şiirinin büyük suyuna katılan İsmet Özel, maalesef son beyanlarıyla ‘mevsimlerin insanlara yaptığı fenalıklardan’ daha fena bir tahribata yol açtı. Önümüzdeki sayı 2000’lere kaldığımız yerden “2000’lerin Dergileri” dosyamızı merkeze alarak devam edeceğiz. Dergimizin yayın aralığını, gövdesini değiştirerek ve nitelikli şiirlere yer vermeyi sürdürerek daha sık görüşeceğiz. Hazırladığımız Şiir Defteri, 2010 diyor bu yıl ve sizlerle buluşuyor. İyi okumalar CENK GÜNDOĞDU Sahibi : İKAROS YAYINLARI Genel Yayın Yönetmeni : Özcan ERDOĞAN Editör : Cenk GÜNDOĞDU Danışma Kurulu : Eray CANBERK, Mehmet TANER, Haydar ERGÜLEN Hukuk Danışmanı : Av. Orhan EMRE, Av. Kürşat GÜVENÇ, Av. Orhan SÖNMEZ Mizanpaj : Rukiye SELÇUK Kapak -Logo : Murat AKKAN Tel./Faks : (212) 427 27 68 Gsm : (532) 520 37 68 Baskı : Engin Matbaacılık Topkapı/İstanbul Ederi: : 12,00 YTL |