ÜYELİK FORMU






Şifremi unuttum !
Kitaplardan Haberdar Olmak İçin... Kayıt Olun

Ziyaretçiler

Bugün55
Dün74
Bu Hafta537
Bu Ay323
Tamamı62222

Şu anda 24 ziyaretçi çevrimiçi
ANA SAYFA arrow BASINDA İKAROS arrow "Dahiler ve Aşkları - Aşk Düzensizdir" Halim Şafak
"Dahiler ve Aşkları - Aşk Düzensizdir" Halim Şafak

(Varlık dergisi,Mart 2009 sayısı)

Duygu ve düşünce olarak aşk insanın sorun ettiği şeylerin başında gelir. Çünkü aşk insanın hem taptığı hem de tuhaf bir ruhsallıkla lanetlediğidir. İnsan aşkı ihtimal hep bu ikilemle yaşamayı sürdürecektir.

Burada sorun gibi görünense aşka hem tapanın hem de lanetleyenin durduğu yer ve entelektüelin her iki yana çabucak geçme yeteneğidir. Entelektüelin aşkı bu iki yanda olma özelliğinden dolayı tartışılmalıdır. Aşkları farklı kılan da tartışmalı olmalarıdır. Söz konusu farklılık çoğu zaman sapkın bir ilgiyi, ilgilenmeyi içine alır mı alır!
Herkesin gözünün önünde yaşamak zorunda kalanlar ya da bir biçimde insanların merak ettiği tekten insanlar aşkı, aşklarını nasıl yaşamışlar ve yaşadıklarından neler çıkarmışlardır? Beethoven’in aşklarının müziğine ne gibi etkileri olmuştur.  Yesenin’in İsadora’ya aşkı İsadora’nın Yesenin’e aşkı şiirde ve dansta nasıl kendini göstermiştir. Rimbaud-Verlaine aşkı neleri yıkmış nelere çarpmıştır? Nietzsche’nin Cosima’ya ve Salome’ye olan aşkı ve yaşadıklarının düşünce yapısına etkisi? Rosa-Leo aşkı neden devrimci mücadelenin kurbanı olmuştur?.. Listedeki bu isimleri ve çıkarımlarını çoğaltmak mümkün Kadın, erkek başta olmak üzere bütün biçimleriyle aşk neyi oluşturur ve neyin karşılığıdır? Yazanın bu aşklara dönük değerlendirmesi varsa nedir? Biz şiir yazanlar kitaplarını okuduğumuz, müziklerini zevkle ya da kederle dinlediğimiz insanların aşklarından ne tür çıkarımlar yapabiliriz?
Dâhiler ve Aşkları kitabı; Aragon, Baudelaire, Beethoven, Yahya Kemal, Brecht, Bukowski, Charlie Chaplin, Madame Curie, Chopin, Dali, Dante, Dostoyevski, Einstein, Freud, Furuğ, Che Guevara, Goethe, Van Gogh, Nazım Hikmet, Hugo, Kafka, Frida Kahlo, Rosa Lüxemburg, Marx, Arthur Miller-Marilyn Monroe, Mozart, Nietzsche, Picasso, Sylvia Plath, Poe, Elvis Presley, Puşkin, Rilke, Rimbaud-Verlaine, Rodin-Camille Claudel, Mevlâna, Sappho, Sartre-Simone de Beauvoir, Shakespeare, Oscar Wilde, Virginia Woolf, Leonardo  da Vinci, Yesenin-İsadora Duncan’ın aşkları Bahadır Gülmez, Bâki Ayhan T., Halim Şafak, Şeref Bilsel, Betül Tarıman, Eren Aysan, Zate Zatturi, Cengiz T. Asiltürk, Neval Eyüboğlu, Altay Öktem, Özcan Erdoğan, Salih Aydemir, Aziz Kemal Hızıroğlu, Haşim Hüsrevşahi, Nihat Ateş, Emel İrtem, Çiğdem Sezer, Efe Duyan, Barış Behramoğlu,  Asuman Susam, Burcu Aktaş, A. Galip, Aydın Büke, Derya Önder, Enis Akın, Tozan Alkan, Korkmaz Uluçay, Onur Behramoğlu, Yüksel Pazarkaya, Ayberk Erkay, T. Ülkü Tekten, Betül Dünder, küçük İskender, Gonca Özmen ve Funda Aksüt’ün tercih ettikleri dâhilerin aşkları üstüne yazdıkları bu soruların yanıtlarını arayıp bulduğu kadar yeni sorular da eklemektedir..
Kuşkusuz entelektüel’in (sanatçı, düşünür, politikacı, edebiyatçı/şair ya da müzisyen hangisi olursa) aşk hayatı düşünce üretmeye son derece uygundur. İkaros Yayınları Özcan Erdoğan’ın önderliğinde karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma olarak açıklanabilecek bir tavırla herkesin okumak isteyeceği bir aşk kitabı oluşturdu.
Dâhiler ve Aşkları kitabı nedir? Öncelikle öne çıkmış ya da çıkarılmış olan insanların aşklarından düşünce çıkarıp çıkarılmayacağı sorusuna verilmiş bir yanıttır. Dâhiler ve Aşkları gibisinden bir temellendirme aşk karşısında sorun çıkarabilir gibi duruyorsa da aşk her türlü ihlal ve saldırıya sonuna kadar açıktır!
Yazılanlara baktığımızda bu insanların farklılığı kadar sıradanlıkla kurdukları ilişkiyi görebiliyoruz. Başka bir deyişle aşk devreye girince dâhiliğin bile biraz olsun geride kaldığını söyleyebiliriz. Yaptıkları, yaşadıkları, ürettikleri kadar bizim anlamlandırmalarımızın okurla bu insanlar arasındaki eşitliği yine bu insanlar lehine bozmuş olması dünya kadar aşkın hanesine yazılmalıdır.
 Burada olumlanması gerekenlerin başında ise farklı bakış açılarına sahip otuzu geçkin şair ve yazarın Dâhiler ve Aşkları kitabını ortaya çıkarmış olmasıdır. Nüans farklılıkları, bakış  açıları, kavrayış ve duruşlar ise söz konusu dahiler kadar kitabın özgünlüğünü ve özgürlüğünü somutlaştırmış olmaktadır.
Kimi yerde otobiyografik öğeler  yazılanlar üzerinde  fazlaca belirleyici gibi duruyorsa da Dâhiler ve Aşkları aşk konusunda okuru ikna edici epeyi özelliği bünyesinde bulundurmaktadır. Kimi yazanın durduğu yere bağlı olarak aşk düşüncesini ve yaşananı normalleştirme çabalarına rağmen bu böyledir. Belki de bunu da anlamak gerekir. Bunca insanın aşk pratiği aynı zamanda bu kitabı oluşturan otuzu geçkin genç/yaşlı insanın aşk anlayışını ortaya koyması  anlamına gelmektedir..
 Dâhiler ve Aşkları’ndan yola çıkarak söylenecek olanlarsa en azından benim için üç aşağı beş yukarı bellidir. Aşk düzenlilik karşısında düzensizliğin doğurduğu bütün otorite ve iktidar biçimlerinin dışında ve bunların hepsini baştan yadsıyan kendi özgürlüğü ve özgünlüğü dışında hiçbir şeyin yanında yer almayan bir düşünce olduğu kadar ruhsal ya da değil yaşanabilen bir şeydir. Dâhiler ve Aşkları’nın okur yazarı ilgilendirmesi gereken yanı da bu hayatı ya da ruhsallığı bir kez daha göstermiş olmasıdır.
Duygu mudur, düşünce midir yoksa tamamıyla yaşanır bir şey midir, somut mudur yoksa baştan beri soyut mudur gibisinden netameli soruları bir kez daha yanıtlamak biz bu kitabı oluşturanlar kadar okurun sorunudur!

 
© 2012 İkaros Yayınları