|
Mehmet H. Doğan’ın ‘İkinci Yeni Şiir’inin yeni baskısının en önemli yanı Doğan’ın antolojinin ardından bir de İkinci Yeni Dosyası açması. İkinci Yeni ustalarının birçok önemli metni bu dosyada yer alıyor
Mehmet H. Doğan’ın İkinci Yeni Şiir-Antoloji/Dosya yapıtı, yaklaşık kırk yıl önce, Cemal Süreya’nın öncülüğünde çıkan Papirüs dergisinin 41. sayısında Özel Sayı olarak yayımlanmıştı. Uzun yıllar önce yalnız bir antoloji olarak hazırlanan yapıtı Mehmet H. Doğan ile Turgay Gönenç hazırlamıştı. Bu kitapta İkinci Yeni’nin asıl temsilcisi, ardından gelen 1960’ların şairleri ve bu akımdan esin alan eski ustaların İkinci Yeni etkili şiirleri alfabetik bir şekilde ürünleriyle sıralanmıştı. Bu kitaptaki en önemli nokta, Mehmet H. Doğan’ın İkinci Yeni Şiir adıyla kaleme aldığı denemeydi. Özellikle 1965 yılıyla birlikte, Türkiye’de toplumsalcı duyarlılıkta büyük bir yükseliş yaşanırken, toplumcu şiirin fenomen ismi Nâzım Hikmet’in şiirleri de büyük ilgi odağıydı. İkinci Yeni’yi, başta rahmetli Asım Bezirci ve ardından gelen farklı toplumcu, gerçekçi çizgilerde olan isimler kıyasıya eleştiriyordu. Mehmet H. Doğan’ın metniyse, bir açıdan bu mekanik eleştirilere karşı köklü, nitelikli bir savunmaydı. Doğan’a göre İkinci Yeni, o yıl yani 1969’da ‘çoktan tükenen’, saman alevi gibi çabucak sönen bir şiir değildi. Doğan; bu şiire yüklenen anlamsız, saçma, soyut ve bunalım getiren bir şiir olduğuna dair yüzeysel eleştirilere bu metinde oturaklı bir yanıt vermişti. Ona göre bu terimlerin altı doldurulmalıydı. 1950’ler yeni bir burjuva sınıfın palazlandığı bir zaman dilimiydi. Bu dönemin kültürel boyutu da içeren bir ekonomi- politiğini ön plana çıkarmıştı. Yeni değişimler, toplumsal dengeler ve kapitalist sistemin insan üzerine yarattığı yeni basıncın ne olduğunu, Demokrat Parti iktidarları gözetilerek bir panoramasını çizmişti. Dolayısıyla da yepyeni beğeniler gündeme gelmişti. Birinci Yeni olan Garip hareketi, bu on yıl inanılmaz bir tekrara düşecek ve bu şiir gitgide yavanlaşacaktı. Doğan, İkinci Yeni’nin bu toplumsal ortama tepki ve yeni birey’in oluşumu sürecinin bir sonucu olduğunu vurguluyordu. Artık kapanan ve yeni bir şiir dili arayan şairlerin tepkisel arayışlarının bir sonucuydu akım. Kapalılık, soyutluk bir kaçış değil, o dönemin yeni, rekabetçi kent kültürüne dilsel bir tepki mahiyetindeydi. ‘Anlam’ı reddetmek, bilinen anlamsızlığa denk gelmiyordu. Ama, dönemin toplumcuları bu yeni dil ve estetik arayışlarına devamlı tepki gösterdiler. Doğan, her akımda olduğu gibi bunda da, büyük ustalar çıktığını, ama çok düzeysiz örnekler de olduğunu vurguluyordu. Altını ayrıcalıklarıyla çizdiği şairler Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, Ece Ayhan, İlhan Berk ve Sezai Karakoç’tu. Doğan, İkinci Yeni Şiir kitabının kırk yıl sonra tekrar ele aldığı antolojisinde önemli değişiklikler yapmış. Örneğin, az önce değindiğimiz altı usta şairi antoloji bölümünün başına alıp, bölüme Yol Açıcılar adını vermiş. Yani, eski baskıdaki alfabetik akışı belli ara başlıklara ayırmış. Ardından İzleyiciler adlı bir başka başlık gelmiş. Tevfik Akdağ’dan Kemal Özer’e, Gülten Akın’dan Ahmet Oktay’a, Hilmi Yavuz’dan Ergin Günçe’ye 1950’lerin ikinci yarısında bu akımın etkileriyle şiir yazmış birçok ismi antolojide bir araya getirmiş. Şiiri bırakanlar Antoloji bölümünde Genç Kuşak başlığıyla seçilen şairleri, son derece oturmuş bir seçimin sonucu. Egemen Berköz’den Ataol Behramoğlu’na, İsmet Özel’den Refik Durbaş’a seçilen şairler bölümün başlığına yanıt verir mahiyette. Şiiri Bırakanlar bölümüne gelince, Doğan’ın hazırladığı bu yeni ve geniş baskıdaki birtakım değişiklikleri anımsatmak gerekiyor. Örneğin, Doğan bu kitaptaki antolojiye, yaptığı araştırmaların sonucu olarak yeni şairler eklemiş. Örneğin; Bozbekiroğlu, Gökalp Erturan ve Günal Sayın ilk kez bu antolojide ve Şiiri Bırakanlar bölümünde yer alıyor. Doğan, yeni kitapta bununla da kalmıyor. Kırk yıl önceki baskıda yer alan Erdoğan Alkan, Günel Altıntaş, Halil İbrahim Bahar, Uğur Önal, Doğan Türker ve Nihat Ziyalan gibi şairleri bu baskıda göremiyoruz. Bu şairlerden bazıları, daha ilk baskıdan sonra, kendilerinin bu antolojide yer almalarına karşı çıkmışlar. Bazılarıysa, o günden sonraki şiirleriyle İkinci Yeni’den uzaklaşmışlar. Doğan, yeni ve kısa metninde konuyu vurgularken şöyle ilginç bir çelişkiyle de karşılaşılıyor. Antolojinin son bölümü ise İkinci Yeni Esininde Eski Kuşak Şairleri adını taşıyor. Melih Cevdet Anday’dan Behçet Necatigil ve Metin Eloğlu’na birtakım önemli şairlerin, İkinci Yeni veya hemen ardından gelen dönemde bu akımdan nasıl esinlendiklerini gösteren ürünleri okurken, İkinci Yeni’nin, onlardan daha deneyimli ustaların şiir ufkuna kazandırdıklarını ilgi ve hayretle izliyoruz. İkinci Yeni Şiir bu yeni baskısının belki en önemli yanı, Doğan’ın antolojinin ardından bir de İkinci Yeni Dosyası açması. Bu dosyanın başında yine Doğan’ın bir yazısı var: Türk Şiirinde İkinci Yeni Dönemeci. Bu makalede, söz konusu akımın hâlâ aşılamadığının altını çiziyor. Bu akımdan sonra, onu yenileyecek bir şiirsel ‘dönemeç’e henüz rastlanmadığını anımsatıyor. Dönemeç, onun için bir köktenciliğin, şiirde kırılmanın karşılığı. Türkçe şiirde değişimlerin tabii ki yaşandığının ama bunların bir tür evrimler olduğunun altını çiziyor. Gündelik konuşma dilini bozuşları, imge ve çağrışımın şiirde nasıl yeni bir dönüşümü yarattığını vurgularken; bu şiiri teorize de eden önemli İkinci Yeni Şairleri’nin metinlerinden örnek kesitler veriyor. Örneğin Sezai Karakoç’un Yeni Gerçekçilik veya Cemal Süreya’nın Folklor Şiire Düşman’ı gibi. Bunları anımsatırken, okur, her usta şairin aslında kendi poetikalarını da gencecik yaşta nasıl temellendirdiklerinin farkına varıyor. İkinci Yeni ustalarının birçok önemli metni bu dosyada yer alıyor. İlhan Berk’in Anlamlarla Yola Çıkılmaz, Turgut Uyar’ın Çıkmaz’ın Güzelliği metinleri de dosyada bulunlar arasında. 1950’lerde farklı bir İkinci Yeni tartışma zemini oluşturan Oktay Rifat’ın Perçemli Sokak kitabındaki önsözünü de tekrar okuma olanağı buluyoruz. Rifat’ın bu akım konusundaki zorlamacılığı ciddi tartışmalar üretmişti. Ve çoğu eleştirmen ve şair için bu manifestonun biraz ‘zorlama’ metin olduğu vurgulanmıştı. Dosyada, İkinci Yeni’nin ustaları üzerine kaleme alınan yazıların yanında; bu akımı kuşbakışı inceleyen, Memet Fuat’ın İkinci Yeni’de Buluşanlar denemesini de buluyoruz. 1950’lerin ikinci yarısında İkinci Yeni’de yeni bir tartışma zemini açan Muzaffer Erdost’un Bir Şey Söylemeyen Şiir yazısı da var. Dosya, daha birçok sayıda, apayrı gözlerle kaleme alınmış deneme ve incelemeleri bir araya getiriyor. Bu deneme ve incelemeler, söz konusu akım üzerine yapılan çalışmaların, temel metinlerin yalnız birkaçını içine alıyor. Ama, yine de, Doğan, bu seçimlerle söz konusu akımın temel niteliklerini sergilemeyi başarıyor. Türkiye’de yazılan modern şiirin en güçlü ve en çok tartışılan akımına özel bir pencereden bakarken, bu şiirin yine niye bu denli öneme sahip olduğunun bir kez daha farkına varılıyor. |