Türk Müziğinde Bestelenmiş Şiirler

Şiir ve müzik, kökende bir arada doğup iç içe gelişmiş türler. Zamanla müzikten kopan, yazılı hâle gelen şiir, yeniden ezgiye kavuşma özlemini hep korumuştur. Besteciler de çoğu kez şiirlerin içlerinde yarattığı kıpırtı ile esinlerini bulmuş, dizeleri ezgiyle kanatlandırmışlardır. Tahir Abacı, konuyla ilgili bir inceleme yazısı eşliğinde, Türk müziği alanında besteye kavuşmuş şiirlerden bir seçme sunuyor. Daha önce Yasakmeyve dergisinin eki olarak verilen ilk baskı, klasik Türk müziği ve halk müziği besteleriyle sınırlı tutulmuştu. Bu baskıda antoloji bölümü daha yeni tarzlarda bestelenmiş şiir örnekleriyle genişletildi. 13. yüzyıldan günümüze uzanan süreçte, ezgiler eşliğinde dillere düşmüş şiirler… Eyy okur! Haydi, nitelikli şiire ilgi hemen, şimdi, yeniden… “Sonra bir dağı buruşturur gibi bakmıştık kalın ciltli kitaplaraKâğıt yere serilirse gürültü koparmış şiirdenLaf işte, sabahtan akşama kadar insanı dolandıran! Raydaki tren, trendeki adam, adamın belindeki öfkeUsulca toplamıştık ağaçla mürekkebin arasında yatan harfleri Üzgünlük, seni severim bilirsinBizim evin balkonunda çay içmişliğin bile var seninŞimdi de bana, yalnız tavşanlar mı küser dağınaBana ömrün gönlünü alacak sözü getir” Künye Türk Müziğinde Bestelenmiş Şiirler Tahir Abacı Sayfa Sayısı: 160 Baskı: Mart 2013 ISBN: 978-605-5717-36-0 Ölçü: 13,5×19,5   Fiyatı: 15 TL

Asimetrik Bazı Şeyler

Doksanlı yıllar şiirine ilk kitabı Pervazda (1991) ile yeni bir soluk getiren Serdar Koçak, bizi sadece özgün bir şairle tanıştırmadı, gerek düzyazı metinlerindeki şaşırtıcı üslûbuyla, gerekse çağdaşları arasındaki kesintisiz verimliliğiyle bir şair/yazar olarak edebiyat hayatımızdaki yerini her yeni kitabıyla yeniden tahkim etti.  Son 20 yılda yirminin üzerinde yapıta imza atan Koçak’ın şiir ve yazılarında, sadece okurların değil kalem erbâblarının da hayâlhânesini yıkıp yeniden inşâ eden, içeriden gelen ve kendi yolunu kendi imkânlarıyla açan güçlü bir çağrışım tazyiği var. Son kitabı Asimetrik Bazı Şeyler ikisi şiir biri düzyazı metni olmak üzere üç yapıtı barındırıyor.   Asimetrik bazı şeyler, sizi bildiklerinizden, alışkanlıklarınızdan, öğretilerinizden dışarıya, hakiki bir yazarın kendine mahsus duygularla, nesnelerle donattığı, bilerek fay hattı üzerinde kurulmuş bir daireye davet ediyor. Okuma simetrimizi, algı biçimlerimizi ve kelime kadrosunun el ele, aynı yöne doğru yürümeye alıştığı kâğıdın düzenini bozuyor. Burada yeni bir yazı karşılıyor bizleri; yaşayan, soluk alan, ama okudukça yeşeren bir yazı. Bizim dil sistematiği içinde bastırdığımız, üzerini örttüğümüz nice duygu, nice kelimeye binip yeni bir çehreyle yüzümüze, algımıza tutuluyor. Geri dönmenin mümkün olmadığı bu çağda bizleri sözcükler üzerinden eski dünyanın bir hayâl sözlüğüne indiriyor Serdar Koçak. Orada neler mi var? Gün görmemiş arzular, aşkın hiçte saklanışı, görkemli kaybedenler, mecliste kadeh kırdığımız…

Yabancı Dil

“Hey Joshua! Nairobi’de geceleri Kızların yeleleri uzuyormuş Doğru mu?   Ne arıyoruz Bu yüz bin dönüm merada Gece gündüz?   Hayvandan öte bir şey Olsa gerek   Hayvan getirmez bizi Yitirilen getirir   Nedir insan sıkıntısının   Kuluçka süresi?” Künye Yabancı Dil Tamer Gülbek Sayfa Sayısı: 100 Baskı: Mart 2013 ISBN: 978-605-5717-42-1 Ölçü: 12×21   Fiyatı: 12 TL

Güzel Hastalık

At izinin it izine karıştığı günümüzün şiir ortamında, nitelikli şiiri bulmak için harcanan çaba, gerçek şiiri yanlış mecralarda arama mesaisi şiirimizin ve dolayısıyla okurunun sığlaşmasına yol açmış ve bunun en büyük zararını da yine o okurun hiç ulaşamadığı, nitelikli şiirimiz görmüştür. Yayınevimizin büyük bir sorumluluk alarak, okuyucuyu nitelikli şiirle buluşturmak hedefiyle başlattığı ‘2000’ler Şiirinde Yürüyüş…’ serisinin büyük ses getiren 9. kitabı Gökhan Arslan’ın Güzel Hastalık kitabıdır. Eyy okur! Haydi, nitelikli şiire ilgi hemen, şimdi, yeniden… “niye herkes yanlış çizer kalbin şeklini gün, gökyüzünden getirdiği ışığı kime ayırır her zaman eksik mi kalır duvardaki taşlar tutmadı işte harç, düştü kolum omzumdan dilim ağzımdan ayrıldı, derim etimden tanrıya uzak doğuya yakınken ayaklarım gidip yalancı mağaralara sığındım sığdırdım içime dehlizin kirli karanlığını” (…) “uzayan ve kısalan bir yanı olmalıydı hayatın bana uçurumları o zaman öğrettiler babamı böcekler yedi, annemi keder ben göle atılan taş gibi kaldım gördüm, göller bozkırın adasıdır ve aksak atlarla gidilir onlara atları hep yalnız olduklarına inandırdım”   Künye Güzel Hastalık Gökhan Aslan Sayfa Sayısı: 200 Baskı: Mayıs 2013 ISBN: 978-605-5717-48-3 Ölçü: 12×21 Fiyatı: 12 TL

Saykodelik Karagöz

At izinin it izine karıştığı günümüzün şiir ortamında, nitelikli şiiri bulmak için harcanan çaba, gerçek şiiri yanlış mecralarda arama mesaisi şiirimizin ve dolayısıyla okurunun sığlaşmasına yol açmış ve bunun en büyük zararını da yine o okurun hiç ulaşamadığı, nitelikli şiirimiz görmüştür. Yayınevimizin büyük bir sorumluluk alarak, okuyucuyu nitelikli şiirle buluşturmak hedefiyle başlattığı ‘2000’ler Şiirinde Yürüyüş…’ serisinin büyük ses getiren 9 kitabından biri de Ayşe Nâlân’ın Saykodelik Karagöz kitabıdır. Eyy okur! Haydi, nitelikli şiire ilgi hemen, şimdi, yeniden…   “A benim köçekli köstek, has ibrişim A! mercan köşküm, sedefli yarim bir gölgeyeydi, bıraktım saatimi gelene geçene el ettim sonra durdu omzumda bakan herkesin akrebi daha ısrar yok! doldu şişemdeki zehir böyle böyle sevdim, bulutları süren çobanları ve kedileri sevmeye oturan adamları ama bir incelik çoktu bana, ördüm ölene kadar ipeğime dokunan herkesi karakelebek doğurdum kozamdan -bakın! ölüsünüz işte, hain kardeşliğin   iyilenen toprağı kadar.” Künye Saykodelik Karagöz Ayşe Nalan Sayfa Sayısı: 68 Baskı: Mart 2013 ISBN: 978-605-5717-44-5 Ölçü: 12×21   Fiyatı: 12 TL